Günümüz finansal ve dijital ekosisteminde, mülkiyet hakkına ve bireylerin irade özgürlüğüne yönelik en ağır tecavüzlerden birini dolandırıcılık suçu oluşturmaktadır. Kişiler arasındaki ilişkilerde bulunması gereken iyi niyet ve güven duygusunu zedeleyen bu fiil, Türk Ceza Kanunu kapsamında ikili bir ayrıma tabi tutulmuştur. Suçun temel şekli basit dolandırıcılık olarak nitelendirilirken; eylemin belirli dini unsurlar, teknolojik araçlar, bankacılık sistemleri veya kamu kurumları vasıtasıyla işlenmesi halinde nitelikli dolandırıcılık suçu gündeme gelmektedir. Kanun koyucu, bu nitelikli hallerin varlığı durumunda çok daha ağır yaptırımlar öngörmüştür.
- Nitelikli Dolandırıcılık Suçunun Hukuki Çerçevesi (TCK 158)
- Nitelikli Dolandırıcılık Suçu Yargılama Süreci Nasıl İşler?
- Soruşturma Aşaması (Savcılık Süreci)
- Kovuşturma Aşaması (Mahkeme Süreci)
- Nitelikli Dolandırıcılık Suçu Şartları ve Yasal Unsurları Nelerdir?
- Nitelikli Dolandırıcılık Davalarında Deliller ve İspat Araçları
- Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
- Nitelikli Dolandırıcılık Suçu Yargıtay Kararları ve Emsal İçtihatlar
- Sahte Sağlık Raporu ve Reçetelerle Eczanelerden İlaç Alınması Eyleminde Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Nitelikli Dolandırıcılık Suçunun Oluşacağı ve Eksik Kovuşturma ile Beraat Hükmü Kurulamayacağı
- Gazete İlanı ile Kredi veya Çek Kırdırma Bahanesiyle Menfaat Temini Eyleminin Basın ve Yayın Araçlarının Sağladığı Kolaylıktan Yararlanmak Suretiyle Nitelikli Dolandırıcılık Suçunu Oluşturacağı
- İnternet Üzerinden Kendisini Avukat Olarak Tanıtan Şahsın Dolandırıcılık Eylemine Hesap Bilgilerini Kullandırmak Suretiyle İştirak Eden Sanığın Eyleminin Nitelikli Dolandırıcılık Suçunu Oluşturacağı
- İnternet Sitesindeki Satılık İlanı Üzerinden Aldatılan Mağdurun Sanığa Ait Banka Hesabına Para Yatırması ve Paranın Cepbank Yöntemiyle Çekilmesi Eyleminin Nitelikli Dolandırıcılık Suçunu Oluşturacağı
- Yeterli Öğretmen ve Ekipmanı Olmadığı Halde Reklam ve İlanlarla Kursiyer Kaydı Yapıp Ücretleri Başka Hesaplara Aktararak Eğitimi Yarım Bırakma Eyleminin Nitelikli Dolandırıcılık Suçunu Oluşturacağı
- Kendisini Kamu Görevlisi Olarak Tanıtıp Telefonla Menfaat Temin Eden Meçhul Şahsa Hesap Numarası Vererek Parayı Çeken Sanığın Eyleminin Basit Dolandırıcılık Suçunu Oluşturacağı, Yetersiz Teşhisle Diğer Sanık Hakkında Mahkumiyet Hükmü Kurulamayacağı
- İddianamede Gösterilmeyen Eylem Hakkında Davasız Yargılama Yapılamayacağı ve Karşılıksız Çek Keşide Etme Suçundan Açılan Davanın Nitelikli Dolandırıcılık Suçuna Dönüştürülemeyeceği
Özellikle bilişim sistemlerinin ve bankaların birer suç aracı olarak kullanıldığı günümüzde, ceza yargılamaları son derece teknik bir boyuta ulaşmıştır. Alanya ceza avukatı olarak büromuza gelen vakalarda, faillerin internet, sahte ilanlar veya üçüncü kişilere ait banka hesapları üzerinden haksız kazanç sağladıkları görülmektedir.
Bu tür iddialarla karşı karşıya kalan veya bu suçun mağduru olan kişilerin, telafisi imkansız hak kayıpları yaşamaması adına Alanya ağır ceza avukatı desteğiyle süreci yürütmesi kritik bir öneme sahiptir. Çünkü bu suç doğrudan Ağır Ceza Mahkemesinin görev alanına girmekte olup, yüksek hapis cezaları ve ağır adli para cezaları riski barındırmaktadır.

Nitelikli Dolandırıcılık Suçunun Hukuki Çerçevesi (TCK 158)
Dolandırıcılık suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157. maddesinde basit haliyle, 158. maddesinde ise nitelikli halleriyle düzenlenmiştir. Suçun nitelikli olarak kabul edilmesi ve nitelikli dolandırıcılık cezası uygulanabilmesi için, eylemin kanun maddesinde sayılan bentlerden en az birinin ihlali suretiyle gerçekleştirilmesi şarttır.
TCK Madde 158/1 Uyarınca Suçun Nitelikli Halleri Şunlardır:
- a) Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle,
- b) Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle,
- c) Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle,
- d) Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle,
- e) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak,
- f) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle,
- g) Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle,
- h) Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında,
- i) Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle,
- j) Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla,
- k) Sigorta bedelini almak maksadıyla,
- l) Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle.
Alanya ceza hukuku uygulamalarında ve Yargıtay içtihatlarında, bu bentlerin her biri için çok sıkı ispat koşulları aranmaktadır. Örneğin; f bendi kapsamında bir cezalandırma yapılabilmesi için bilişim sistemleri veya bir banka hesabı suçun işlenmesinde doğrudan doğruya aldatma sürecinin bir parçası (aracı) olmalıdır. Bankanın sadece bir para transferi veya ödeme vasıtası olarak kullanıldığı durumlarda Yargıtay Ceza Genel Kurulu, eylemin nitelikli hali değil, basit dolandırıcılık suçunu oluşturacağına hükmetmektedir.

Nitelikli Dolandırıcılık Suçu Yargılama Süreci Nasıl İşler?
Nitelikli dolandırıcılık iddialarına ilişkin ceza yargılaması iki temel aşamadan oluşur: soruşturma aşaması ve kovuşturma aşaması. Sürecin her anı, sanık veya müşteki bakımından stratejik hamleler gerektirir.
Soruşturma Aşaması (Savcılık Süreci)
Suçun adli makamlarca öğrenilmesi, mağdurun şikayeti veya ihbar üzerine Alanya Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde soruşturma başlatılır. Bu aşamada savcılık, tarafların ifadelerini alır, banka kayıtlarını, IP adreslerini, log kayıtlarını ve para transferi hareketlerini inceler. Eğer suçun işlendiğine dair yeterli şüphe açığa çıkarsa, bir iddianame düzenlenerek dosya mahkemeye gönderilir. Soruşturma evresinde delillerin karartılması şüphesi veya suçun vahameti göz önünde bulundurularak şüpheliler hakkında nitelikli dolandırıcılık tutuklama tedbiri uygulanabilir.
Kovuşturma Aşaması (Mahkeme Süreci)
İddianamenin kabulüyle birlikte yargılama safhasına geçilir. Nitelikli dolandırıcılık ağır ceza mahkemesi bünyesinde duruşmalı olarak süzgeçten geçirilir. Alanya ve çevresindeki suçlarda yargılama yetkisi Alanya Ağır Ceza Mahkemesi heyetine aittir. Mahkeme sürecinde tanıklar dinlenir, gerekiyorsa siber suçlar veya bankacılık uzmanlarından bilirkişi raporu alınır. Sanığın suç işleme kastı ile hareket edip etmediği, mağdurun iradesinin sakatlanıp sakatlanmadığı tartışılır. Yargılama neticesinde mahkeme heyeti ya beraat kararı ya da mahkumiyet kararı tesis eder.
Nitelikli Dolandırıcılık Suçu Şartları ve Yasal Unsurları Nelerdir?
Yargıtay yerleşik içtihatlarına göre, bir olayda nitelikli dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluştuğundan söz edebilmek için üç temel şartın birlikte gerçekleşmesi önemlidir:
- Hileli Davranış: Fail, muhatabı aldatmaya yönelik birtakım suni hareketler sergilemelidir. Sadece yalan söylemek dolandırıcılık suçunun oluşmasına yetmez. Söz konusu yalan; belirli oranda ağır, yoğun, ustaca olmalı ve bir senaryo (mise en scène) dahilinde sergilenmelidir.
- Mağdurun Aldatılması: Kullanılan hilenin, mağdurun denetleme ve inceleme olanağını ortadan kaldıracak yoğunluk ve güçte olması dikkat edilmesi gereken bir husustur. Ortalama bir insanı hataya sürükleyecek ve onun inceleme eğilimini felç edecek nitelikteki aldatıcı davranışlar hile olarak kabul edilir.
- Haksız Menfaat ve Zarar: Sanığın sergilediği kandırıcı davranışlar sonucunda, mağdurun veya bir başkasının aleyhine, kendisi veya bir başkası lehine ekonomik bir fayda sağlanmalıdır. Failin eylemi ile mağdurun uğradığı nesnel ekonomik zarar arasında doğrudan bir uygun nedensellik bağı bulunmalıdır.
Kritik Hukuki Uyarı: Suça konu senedin veya çekin, olay günü yapılan bir alışveriş esnasında değil de, önceden doğmuş bir borç karşılığında sonradan verilmiş olması durumunda dolandırıcılık suçunun yasal unsurları oluşmaz. Alacaklı zaten daha önceden zarara uğramış olduğundan, sonradan yapılan hileli hareket zararın doğmasına neden olmamıştır; bu durum yalnızca hukuki ihtilaf veya sahtecilik suçu kapsamında değerlendirilebilir.

Nitelikli Dolandırıcılık Davalarında Deliller ve İspat Araçları
Ağır ceza yargılamasında “delillerin serbestliği” ilkesi geçerli olsa da, dolandırıcılık davalarında maddi gerçeğe ulaşmak için belirli dijital ve belgesel deliller hayati rol oynar. Ceza mahkemesi heyetinin kararına doğrudan etki eden başlıca deliller şunlardır:
- Banka ve Hesap Ekstreleri: Paranın hangi hesaptan, ne zaman ve hangi açıklamayla çıktığı, hangi ATM’den veya internet şubesinden çekildiğine dair resmi banka kayıtları.
- Dijital Log ve IP Kayıtları: İnternet üzerinden dolandırıcılık vakalarında, sahte ilanın hangi IP adresinden verildiği, ilgili siteye hangi cihazlardan giriş yapıldığına dair siber suç incelemeleri.
- Haberleşme Kayıtları: Mağdur ile sanık arasındaki WhatsApp yazışmaları, SMS’ler, e-posta iletileri ve sosyal medya mesaj dökümleri.
- Kriminal Bilirkişi Raporları: Suçta sahte çek, senet, ruhsat veya nüfus cüzdanı kullanılmışsa; imza, yazı ve mühürlerin sanığın eli ürünü olup olmadığını saptayan adli tıp veya kriminal laboratuvar raporları.
- Görgü Tanıkları: Paranın elden teslim edildiği veya hileli senaryonun sahnelendiği anlara tanıklık eden kişilerin duruşma huzurundaki beyanları.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Nitelikli dolandırıcılık suçu, ceza hukukunun en karmaşık, teknik ve ispatı uzmanlık gerektiren alt dallarından biridir. Dijital delillerin analizi, Yargıtay’ın hile ve önceden doğmuş borç gibi konulardaki hassas kriterleri, sıradan bir savunma ile netice alınmasını imkansız kılmaktadır.
Bu nitelikteki dosyalarda soruşturmanın ilk anından itibaren kurulacak doğru bir savunma stratejisi, kişinin özgürlüğünü doğrudan etkileyecektir. Gerek haksız yere suçlanan şüphelilerin haklarının savunulması gerekse nitelikli bir hile ile varlığı elinden alınan mağdurların haklarının aranması için ceza yargılaması prosedürlerinin eksiksiz işletilmesi gerekir. Hak kayıplarının önüne geçmek, adil yargılanma hakkını korumak ve profesyonel bir hukuki süzgeçten geçmek adına hukuki sürecinizi profesyonel bir destekle yönetmeniz tavsiye edilmektedir.
Nitelikli Dolandırıcılık Suçu Yargıtay Kararları ve Emsal İçtihatlar
Sahte Sağlık Raporu ve Reçetelerle Eczanelerden İlaç Alınması Eyleminde Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Nitelikli Dolandırıcılık Suçunun Oluşacağı ve Eksik Kovuşturma ile Beraat Hükmü Kurulamayacağı
15. Ceza Dairesi 2015/10469 E. , 2018/7640 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, basit dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : a) Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık, basit dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından beraat
b) Sanık … hakkında TCK’nın 157/1, 62, 52, 53, 63 (3 kez) ve 204/1, 43, 62, 53, 63 ile 158/1-e, 43, 62, 52, 53, 63. maddeleri gereğince mahkumiyet
Nitelikli dolandırıcılık, basit dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından sanık …’ın beraatine ilişkin hükümler ile nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından sanık …’nın mahkumiyetine ilişkin hükümler katılan vekili tarafından; nitelikli dolandırıcılık, basit dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından sanık …’nın mahkumiyetine ilişkin hükümler sanık … müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık … ve diğer sanık …’ın fikir ve irade birliği içerisinde, şikayetçi… ve katılan … Horuz adına sahte sağlık raporu ve reçeteler düzenleyip ..Eczanesinden; katılan … adına sahte sağlık raporu ve reçeteler düzenleyip …Eczanesinden çok sayıda ilaç aldıkları, bu reçetelerin katılan …’na fatura edilmesi sonucu katılan kurumdan 2.778,55 TL haksız menfaat temin ederek zincirleme şekilde nitelikli dolandırıcılık suçunu işledikleri, yine sanıkların şikayetçi … adına sahte sağlık raporu ve reçete düzenleyip Efe Eczanesinden; yine şikayetçi , şikayetçi … ve katılan … Horuz adına sahte sağlık raporu ve reçeteler düzenleyip Eczanesinden; şikayetçi … ve katılan … adına sahte sağlık raporu ve reçeteler düzenleyip Eczanesinden ilaç aldıkları, rapor ve reçetelerin sahteliğinin daha sonra eczane çalışanları tarafından fark edilip kuruma fatura edilmemesi nedeniyle eczanelerin zarara uğradığı ve bu şekilde sanıkların üçer kez basit dolandırıcılık suçunu işledikleri, sanıkların farklı tarihlerde sahte sağlık raporu ve reçeteler düzenleyip kullanmak suretiyle de zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda;
1-Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanık savunması, katılan ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamına göre mahkemenin mahkumiyet kararlarına ilişkin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında basit dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararları ile sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık ve basit dolandırıcılık suçlarından verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a) Sanık … hakkında basit dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz incelemesinde;
Sanığın kamu kurumunun maddi varlığı olan sağlık raporu ve reçeteleri sahte olarak düzenleyip kullanarak Efe, ve eczanelerinden ilaç almak suretiyle hileli hareketlerle menfaat temin ettiğinin anlaşılması karşısında, sanığın TCK’nın 158/1-d maddesinde düzenlenen kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan üç kez cezalandırılması yerine, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde basit dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması,
Kabule göre de, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.06.2007 tarih ve 2007/10-108 E.,2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde tayin edilmesi,
b) Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık ve basit dolandırıcılık suçlarından verilen beraat hükümlerine ilişkin temyiz incelemesinde;
..Eczanesi çalışanlarının beyanlarında, sanık …’in sanık …’ın aracıyla kaçtığını beyan etmeleri, sanık …’un savunmasında sanık …’in akrabası olduğunu, il merkezine gitmek için kendisinden yardım istediğini, birlikte eczaneye gittiklerini ancak suçlamaları kabul etmediğini beyan etmesi, tanıklar …, … ve ‘in ifadelerinde ilaç siparişlerinin sanık … tarafından verildiğini ancak teslim almak için erkek bir şahsın geldiğini beyan etmeleri karşısında, gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde açığa çıkarılabilmesi amacıyla, ilaçları teslim almaya gelen şahsın sanık … olup olmadığının tanıklara sorulup belirlenmesi, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca, hükmün BOZULMASINA, sanık … tarafından üç ayrı eczaneye karşı işlenen dolandırıcılık suçuyla ilgili olarak aynı Kanunun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 06/11/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Gazete İlanı ile Kredi veya Çek Kırdırma Bahanesiyle Menfaat Temini Eyleminin Basın ve Yayın Araçlarının Sağladığı Kolaylıktan Yararlanmak Suretiyle Nitelikli Dolandırıcılık Suçunu Oluşturacağı
16. Ceza Dairesi 2018/2091 E. , 2019/131 K.
“İçtihat Metni” Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Suç : Suç işlemek için örgüt kurmak ve yönetmek, Suç örgütüne üye olmak, Resmi belgede sahtecilik, Dolandırıcılık Hüküm : Sanık …’in TCK’nın 220/1, 62, 53, 58 maddeleri gereğince mahkumiyetine, sanıklar … ve …’in TCK’nın 220/2, 62, 53 maddeleri gereğince mahkumiyetlerine, sanıklar …, ’in TCK’nın 204/1, 43/1, 62 maddeleri gereğince mahkumiyetlerine, TCK’nın 58. maddesi gereğince sanık … hakkında tekerrür uygulanmasına,sanıklar …,
ve …’in mağdurlar …, ve …’e yönelik dolandırıcılık suçlarından TCK’nın 157/1, 168/2, 62 ,52 maddeleri gereğince 22 kez mahkumiyetlerine ve TCK’nın 58. maddesi uyarınca sanık … hakkında tekerrür uygulanmasına, sanıklar …, … ve …’in mağdur …’ya yönelik dolandırıcılık suçundan TCK’nın 157/1, 168/1, 62,52 maddeleri uyarınca mahkumiyetlerine, TCK’nın 58. maddesi uyarınca sanık … hakkında tekerrür uygulanmasına
YARGITAY KARARI
Dosya incelenerek gereği düşünüldü: I-Sanık …’in suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve yönetmek, resmi belgede sahtecilik ve mağdurlar …, , … ve … ve …’e yönelik eylem nedeniyle dolandırıcılık suçundan kurulan hükümler, sanıklar …, ve …’nin suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçundan kurulan hükümler, sanıklar … ve … hakkında sahtecilik suçundan, sanık … hakkında mağdurlar … ve …’ya yönelik eylemleri nedeniyle dolandırıcılık suçundan, sanık …’ün mağdurlar …, . ve …’a yönelik eylemleri nedeniyle dolandırıcılık suçundan, sanık …’nie mağdurlar …, …, …, …, …, … ve …’e yönelik eylemleri nedeniyle dolandırıcılık suçundan, sanık …’in mağdurlar …, … ve …’e yönelik eylemleri nedeniyle dolandırıcılık suçundan, sanık …’in mağdurlar …, …, … ve …’a yönelik eylemleri nedeniyle dolandırıcılık suçundan, sanık …’nun mağdurlar …, ve …’e yönelik eylemleri nedeniyle dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin incelenmesinde; Muhtelif yerel ve ulusal gazetelere kredi ve çek kırdırma hususuyla ilgili ilan vererek ilanda yazılı telefonları arayan kişilerden sahte kimliklerle açılmış banka hesaplarına masraf veya komisyon adı altında para talep ederek yatırılmasını sağlayan sanıkların eylemlerinin, sanıklar ve mağdurların hiç karşılaşmamış olmaları dikkate alındığında suç tarihinde TCK’nın 158/1-g maddesindeki basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, kazanılmış hak ikinci kez sonuç doğurmayacağından mağdur …’e yönelik işlenen suç nedeniyle açılan davada zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmemiş, suç vasfı ve dolandırıcılık suçu uzlaşma kapsamında olmayan sahtecilik ve örgüt suçlarıyla birlikte işlendiğinden hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren uzlaşma hükümlerinin uygulanması mümkün görülmemiş, mağdur …’ya yönelik işlenen dolandırıcılık suçunda atılı suç para havale işlemiyle tamamlandığından sanık … yönünden tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiş, mağdur …’a yönelik eylem nedeniyle açılan davada yukarıda işaret edilen suç vasfına göre belirlenecek zamanaşımı süresince bir karar verilmesi mümkün görülmüş olup, suç tarihinden sonra 24.11.2016 tarihinde TCK’nın 158/1-l maddesinde yapılan düzenlemenin de açıkça sanıkların aleyhine olduğu anlaşılmakla yapılan incelemede; Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıkların suçlarının sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde aşağıda belirtilen hususlar dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanıklar ve müdafilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak; 1-Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih, 2014/140 E. 2015/85 sayılı iptal kararı ile TCK’nın 53. maddesindeki bazı düzenlemelerin iptal edilmiş olması nedeniyle bu karar doğrultusunda hüküm kurulmasında zorunluluk bulunması, 2-Örgüt suçundan mahkumiyetlerine karar verilen sanıklar hakkında TCK’nın 58/9. maddesi gereğince tekerrür hükümlerinin uygulanması gerektiği ve sanık … hakkındaki tekerrür hükümlerinin de önceki mahkumiyete göre değil TCK’nın 58/9. maddesi uyarınca uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ve müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılması gerektirmeyen bu hususların aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısımlarının bütünüyle çıkarılarak yerlerine “Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih, 2014/140 E. 2015/85 K. sayılı iptal kararı doğrultusunda yürürlükte bulunan TCK’nın 53. maddesinin sanık hakkında uygulanmasına” ibarelerinin eklenmesi ve sanık … ile ilgili bölümlerden tekerrürle ilgili bölümler çıkarılarak gerekçeli kararın hüküm kısmının sonuna “Sanıklar …, ve … hakkında TCK’nın 58/9. maddesinde düzenlenen mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik hükümlerinin uygulanmasına” ibarelerinin yazılması suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, II-Sanıklar …,ve …’in mağdurlar …, ve …’e yönelik dolandırıcılık suçlarından kurulan hükümlerin, sanıklar …, … ve … hakkında suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçundan, sanıklar …, …, …, …, …, …, … ve …’ın resmi belgede sahtecilik suçundan, sanık …’in mağdur …’e yönelik dolandırıcılık suçundan, … haricindeki tüm sanıklar hakkında mağdur …’ya yönelik eylem nedeniyle dolandırıcılık suçundan, sanık …’ün mağdurlar …, ve …’e yönelik eylem nedeniyle dolandırıcılık suçundan, sanık …’nie mağdurlar …, ve …’a yönelik eylem nedeniyle dolandırıcılık suçundan, sanık …’in mağdurlar …, ve …’e yönelik eylem nedeniyle dolandırıcılık suçundan, sanık …’in …, ve …’e yönelik eylem nedeniyle dolandırıcılık suçundan, sanık …’in mağdurlar …, ve …’e yönelik eylem nedeniyle dolandırıcılık suçundan, sanık …’nun mağdurlar …, ve …’e yönelik eylem nedeniyle dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine gelince; 1-Sanıklar …, ve…’ın dolandırıcılık suçunu işlediklerine dair dosya kapsamında herhangi bir delil bulunmadığı gözetilmeden yetersiz delillerle haklarında yirmi üç mağdura yönelik eylemler nedeniyle dolandırıcılık suçundan mahkumiyet hükümleri kurulması, 2-Sanıklar …, … ve …’ın …’in yöneticisi bulunduğu suç örgütüne üye oldukları yönünde herhangi bir delil bulunmadığı, örgüt üyelerinin suç işlemekte kullandığı bir takım eşyayı saklayan sanıkların kanıtlanan eyleminin suç örgütüne yardım suçunu oluşturacağı ve hükmolunan cezalarından TCK’nın 220/7. maddesi uyarınca indirim yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi, 3-Sahte kimlik fotokopileriyle muhtelif bankalarda hesap açtırdıkları anlaşılan sanıklar …, …, … ve …’nun kullandıkları sahte kimliklerin asılları ele geçirilemediğinden kanıtlanan eylemlerinin TCK’nın 204. maddesinde düzenlenen resmi belgede sahtecilik suçunu değil, zincirleme şekilde TCK’nın 207/1. maddesinde düzenlenen özel belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi, 4-Belgede sahtecilik suçlarına iştirak ettikleri yönünde dosyada herhangi bir delil bulunmayan sanıklar …, …, … ve …’ün atılı suçtan beraatleri yerine yetersiz gerekçelerle mahkumiyetlerine karar verilmesi, 5-Mağdurlar … ve …’a yönelik eylemin aynı olaya ilişkin olduğu ve suçun mağdurunun hesabından para gönderilen … olduğu gözetilmeden, sanık … hakkında mükerrer olarak …’e yönelik eylem nedeniyle mahkumiyet hükmü kurulması, 6-Mağdur …’ya yönelik eyleme sanık … dışındaki sanıkların iştirak ettiği yönünde bir delil bulunmadığı halde, sanık … dışındaki sanıklar hakkında bu mağdura yönelik eylem nedeniyle beraat kararı verilmesi gerekirken yetersiz gerekçelerle mahkumiyet hükümleri kurulması, 7-Sanık …’ün mağdurlar …, . ve …’e yönelik eylem nedeniyle dolandırıcılık suçundan, sanık …’nie mağdurlar …, , … ve …’a yönelik eylem nedeniyle dolandırıcılık suçundan, sanık …’in mağdurlar …,. ve …’e yönelik eylem nedeniyle dolandırıcılık suçundan, sanık …’in …, ve …’e yönelik eylem nedeniyle dolandırıcılık suçundan, sanık …’in mağdurlar …, ve …’e yönelik eylem nedeniyle dolandırıcılık suçundan, sanık …’nun mağdurlar …, … ve …’e yönelik eylem nedeniyle dolandırıcılık suçundan kurulan hükümler bakımından ise; Bu maddede isimleri sayılan mağdurlara karşı atılı dolandırıcılık suçuna iştirak ettikleri hususunda herhangi bir delil bulunmayan sanıklar …, . ve …’nun …’in kurucusu ve yöneticisi bulunduğu örgüte üye oldukları için TCK’nın 220/5. maddesi uyarınca yalnızca iştirak ettikleri eylemlerden sorumlu tutulabilecekleri gözetilmeden işlenişine iştirak etmedikleri suçlardan da sorumlu tutulmak suretiyle mahkumiyetlerine karar verilmesi, 8-Kabul ve uygulamaya göre; a-Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih, 2014/140 E. 2015/85 sayılı iptal kararı ile TCK’nın 53. maddesindeki bazı düzenlemelerin iptal edilmiş olması nedeniyle bu karar doğrultusunda hüküm kurulmasında zorunluluk bulunması, b-Örgüt suçundan mahkumiyetlerine karar verilen sanıklar hakkında TCK’nın 58/9. maddesi gereğince tekerrür hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ve müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 16.01.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi
İnternet Üzerinden Kendisini Avukat Olarak Tanıtan Şahsın Dolandırıcılık Eylemine Hesap Bilgilerini Kullandırmak Suretiyle İştirak Eden Sanığın Eyleminin Nitelikli Dolandırıcılık Suçunu Oluşturacağı
(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2017/33879 E. , 2021/6791 K.
“İçtihat Metni” MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
Nitelikli dolandırıcılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Katılan …, 07/10/2011 tarihinde kendisini …olarak tanıtan ve açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen şahısla internet aracılığıyla tanıştığını, bu kişinin kendisini … Barosuna kayıtlı avukat olarak tanıttığını, telefonda ve internette kendisiyle birçok defa görüştüğünü, kendisine güven sağladığını,…’nın tanıdığı öğrencilere burs vereceğini ve zamanı olmadığını belirterek kendisinden yardım istediğini, internet bankacılığı hususunda bilgisi olmadığı için … bankacılığı açılması için cep telefonuna gelen şifreleri kendisine gönderdiğini, yine… Bankası’ndan verilen kredi kartıyla … Bankası maaş hesap bilgilerini de internet bankacılığı ile kullanmak için kendisine verdiğini, 12/10/2011 tarihinde … Bankası hesabından 13.651,48 TL and maaş hesabından 1.775,69 TL parasının başka hesaplara para havalesi şeklinde gönderildiğini farkettiğini, … Bankasındaki kredi kartından da 3.457,00 TL paranın başka hesaplara aktarıldığının iddia edildiği olayda; katılan …’ye ait hesaptan aktarılan paraların bir kısmını sanık … ve eşinin kardeşi temyiz dışı sanık …’ya ait hesaplara aktarıldığı anlaşılmakla, sanık …’un, açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen ve kendisini avukat … olarak tanıtan dosyası tefrik edilen şahsın katılanı dolandırarak elde ettiğini bildiği halde kendi hesaplarını kullandırmak suretiyle … isimli kişinin kendisini gizlemesine ve dolandırıcılık suçunun işlenmesinde işbirliği yaptığı ve bu suretle sanığın nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği, sabit olmakla sanığın savunmaları, katılan beyanları ve tüm dosya kapsamına göre sanığın mahkumiyetine ilişkin mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 08/06/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İnternet Sitesindeki Satılık İlanı Üzerinden Aldatılan Mağdurun Sanığa Ait Banka Hesabına Para Yatırması ve Paranın Cepbank Yöntemiyle Çekilmesi Eyleminin Nitelikli Dolandırıcılık Suçunu Oluşturacağı
11. Ceza Dairesi 2021/18047 E. , 2025/4646 K.
“İçtihat Metni” MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2013/482 E., 2015/26 K. SUÇ : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Katılan …’in olay tarihi olan 14.11.2012 günü www.ikincielim.com isimli internet sitesinde 900,00 TL bedel karşılığında bir fotoğraf makinesinin satılık olduğunu gördüğü, ilanda bulunan 0 536 026 87 76 numaralı telefonu aradığı, isminin “…” olduğunu söyleyen kişinin katılan ile görüştüğü, fotoğraf makinesinin 900,00 TL karşılığında alım satımı hususunda anlaştıkları, katılana İBAN numarasının bildirildiği, katılanın bu İBAN numarasına ait hesap numarasının farklı kişi “…” adına kayıtlı olduğunu bildiği halde belirtilen İBAN numarasına … Bankası ATM cihazından 900,00 TL parayı gönderdiği, parayı gönderdikten sonra katılanın kendisini … olarak tanıtan kişi ile görüştüğü, bu kişinin katılana parayı hesabında gördüğünü, fotoğraf makinesini ve aparatlarını göndereceğini söylediği, katılanın bir gün sonra …’i aradığında, paraya bloke konulduğunu, yeniden göndermesini istediği, ancak katılanın banka ile yaptığı araştırmada gönderilen paranın ulaştığı ve bu hesaptan başka bir hesaba havale edildiği, internetteki ilanın da katılanın para göndermesinden sonra kaldırıldığı olayda; Katılan tarafından para gönderilen hesabın sanığa ait … Bankası Karaman Şubesindeki 6681521 numaralı hesap olduğu, katılan tarafından kartsız para yatırma işlemi gerçekleştirilerek gönderilen paranın cepbank yolu ile transfer edildiği, … Bankası Genel Müdürlüğünün 15.02.2013 tarihli yazısında Cepbank işleminin bankalarında bulunan vadesiz hesabına ya da kredi kartlarına bağlı olarak tanımlanabildiği, Cepbank işlemi kullanabilmek için müşterinin başvurusunun olması gerektiği, cep telefonundan yapılan gönderimlerde gönderici cep telefonunun banka sisteminde gönderici adına kayıtlı ve Cepbank tanımlamasında Cepbank ile kullanılacağı beyan edilen telefon numarası olmasının zorunlu olduğu, sanığın hesabına gelen paranın cepbank yöntemi ile kullanılan telefonlar ile para çekme işlemlerinin başlatıldığı ve paranın ATM cihazından çekildiği, dolayısıyla katılanın göndermiş olduğu paranın sanığın … Bankası Karaman Şubesinde bulunan hesabına geldiği, bu hesap üzerine tanımlı telefon aracılığı ile cepbank yöntemi kullanılarak diğer bir telefon kullanıcısına havale edildiği, buradan da İzmir ili, Güzelyalı Şubesi ATM’sinden çekildiği, gözetildiğinde sanığın bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine hükmedilmesi gerekirken, yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle beraatine hükmedilmesi, Yasaya aykırı, Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle, BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.04.2025 tarihinde karar verildi.
Yeterli Öğretmen ve Ekipmanı Olmadığı Halde Reklam ve İlanlarla Kursiyer Kaydı Yapıp Ücretleri Başka Hesaplara Aktararak Eğitimi Yarım Bırakma Eyleminin Nitelikli Dolandırıcılık Suçunu Oluşturacağı
15. Ceza Dairesi 2019/6087 E. , 2020/11521 K.
“İçtihat Metni” MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık HÜKÜM : Tüm sanıklar hakkında; CMK 223/2-c maddesi gereğince ayrı ayrı beraatlerine
Nitelikli dolandırıcılık suçundan sanıkların beraatine ilişkin hükümler, O yer Cumhuriyet savcısı, katılanlar …, …, …, …, …, …, … vekili, …, …, …, … ve … vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Sanıklardan …’in şirketin başkanı, …’in yönetim kurulu üyesi, …’ın şirketin %1 hisseli ortağı, …’un da yönetim kurulu başkanı ve genel müdür yardımcısı olduğu MET Air Pilot Eğitim Akademisi A.Ş. isimli şirketin, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’ne bağlı, özel ve ticari pilotluk sertifikası eğitim kursu vermek üzere 2006 yılı sonlarında faaliyete başladığı, 2007-2008-2009 yılları arasında söz konusu şirkete başvuran kursiyerlerin, sözleşme imzarayarak ortalama 40.000 ile 60.000 USD arasında para ödedikleri, belli sürelerde eğitim aldıkları ancak 12/08/2009 tarihinde okuldaki eğitimin durdurulması nedeniyle kursiyerlere gerekli uçuş eğitimi verilemediği için kursiyerlerin özel ve ticari pilot sertifikası alamadıkları, şirketin iflasına karar verilmesi nedeniyle kursiyerlerin paralarının iade edilemediği ve bu suretle sanıkların nitelikli dolandırıcılık suçlarını işledikleri iddia edildiği olayda; 1- Katılan … vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde: Katılana 30/10/2015 tarihinde tebliğ olunan 12/06/2015 tarihli beraat hükmüne yönelik yasal temyiz süresinin 06/11/2015 tarihinde sona erdiği, katılan vekilin yasal süresi geçtikten sonra yaptığı 10/11/2015 havale tarihli temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca REDDİNE, 2- O yer Cumhuriyet savcısı ve katılanlar …, …, …, …, …, …, … vekili, …, …, …, …’in temyiz itirazının incelenmesinde: Katılan ve tanık beyanları ve bilirkişi raporuna göre; katılanlarla yapılan sözleşmelerde sanık …’un imzalarının bulunduğu, diğer sanık …’ın savunmalarında, …’in eğitimden sorumlu olarak görev yaptığı şirketin eğitim veremeyecek durumda olduğunu bildiği, okulun faaliyete geçmesinden sonra, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından 13/10/2007 tarihinden başlayarak eğitim şirketini eksiklikler nedeniyle uyarıda bulunduğu, şirketin bu eksikliği gidermek için çalışma yapmadığı, öğretmen sayısı itibariyle fazla öğrenci kaydı yapılmaması için periyodik uyarılara ve bildirimlere rağmen sanıkların baştan beri vaad ettikleri eğitimi verebilecek yeterli öğretmen ve ekipmanın olmadığını bildikleri halde çok fazla öğrenci kaydı yapmaya devam ettikleri, kursiyerlerden kurs ücretini peşin almaları veya kısa süreli taksitler yapmaları, kurs ücretinin elden alınması ve bu paraların okula harcanmadığı gibi şirket hesabı yerine sanıkların sahibi bulunduğu diğer şirket hesaplarına aktarılması, başka yatırımlarda kullanılması, çift motorlu uçakların eğitim işlerinde kullanılmamak üzere yapılan anlaşma ile kiralandığı halde, kurs ilanlarında eğitimlerin çift motorlu uçaklar ile yapılacağının belirtilmesi, kayıt için gelenlere bu uçakların gösterilmesi, sanıkların, şirket çalışanlarına, okuldaki çalışır vaziyette olan tüm malzemelerin ve uçakların teknik ekipmanlarının çalışmayan eskileri ile değiştirilmesi talimatı vermeleri ve şirket çalışanı tanık tarafından bu talimatın yerine getirilerek okulun eğitim veremez hale getirilmesi hususları nazara alındığında, sanıkların baştan itibaren pilot eğitimi için Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün istemiş olduğu şartları yerine getirebilecek durumda olmadıklarını bildikleri halde, ilanlar ve reklamlar ile kayıt yaptırmak için gelen kursiyerlere istenen şartlarda çift motorlu uçaklar ile eğitim verileceği vaadi ile ikna edilerek kurs ücretlerinin peşin elden alınarak sahip bulundukai başka şirket hesaplarına aktarmak, kursiyerlere eğitimlerini tamamlatmadıklarından sertifikalarının verilmediği anlaşılmakla, sanıkların baştan itibaren dolandırıcılık kastı ile hareket edip haksız menfaat temin etmek suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkumiyetlerine hükmedilmesi gerektiği gözetilmeksizin, suç işleme kasıtlarının bulunmadığı gerekçesiyle sanıkların beraatine hükmedilmesi, Kanuna aykırı olup, O yer Cumhuriyet savcısı ve katılanların temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 17/11/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kendisini Kamu Görevlisi Olarak Tanıtıp Telefonla Menfaat Temin Eden Meçhul Şahsa Hesap Numarası Vererek Parayı Çeken Sanığın Eyleminin Basit Dolandırıcılık Suçunu Oluşturacağı, Yetersiz Teşhisle Diğer Sanık Hakkında Mahkumiyet Hükmü Kurulamayacağı
11. Ceza Dairesi 2021/17859 E. , 2022/11532 K.
“İçtihat Metni” MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat
Meçhul bir kişinin … ilinde mukim katılanın cep telefonunu sanık … adına kayıtlı cep telefonundan arayarak, asker olduğunu belirttikten sonra yapılacak bir operasyon nedeniyle vereceği hesaba 8.000 TL para yatırılmasını istediği, buna inanan katılanın sanık … hesabına para yatırdığı ve sonrasında dolandırıldığı iddia olunan olayda; sanık …’nun süregelen beyanlarına ve teşhisine itibar edilerek diğer sanığın mahkumiyetine ve sanık …’nun ise beraatine hükmedilmiş ise de ; sanık …’nun; … ilinde çalışmış olduğu berber dükkanına zaman zaman adını … olarak bildiği bir şahsın müşteri olarak geldiğini, 08/10/2012 tarihinde yolda giderken karşılaştıklarında, şahsın kendisine para geleceğini ancak hesabını kullanamadığını söylemesi üzerine daha evvel askere giderken aldığı fakat kullanmadığı posta çeki hesabının numarasını bu şahsa verdiğini, gelen parayı da çekerek teslim ettiğini, katılanı arayan hattın sahibi gözüken …’yı, … isimli şahıs olarak teşhis ettiğini belirtmesine karşın PTT’nin posta çeki hesabına dair cevabi yazısının içeriğine göre, hesabın … adına suç tarihi olan 08/10/2012 tarihinde 5 TL ödeme yapılarak açılmış olması, posta çeki hesabını askere giderken açtırdığına dair beyanının bu sebeple gerçeği yansıtmaması, hesaba gelen parayı teslim ettiği tarihleri farklı farklı beyan etmesi, katılanı arayan telefon hattının abonelik sözleşmesindeki imzanın sanık …’ya ait olmadığı gibi, suç tarihinde telefon numaralarının iletişim trafiği ve baz istasyonlarını gösteren kayıtlara göre katılanı arayan numaranın Şanlıurfa’dan, sanık …’nın telefonunun ise ikamet ettiği … ili … ilçesinden sinyal vermesi, …’nın … ilinde hiç bulunmadığı ve telefonunun da sinyal almadığı, sanık …’nun hesabına yatırılan paranın bizzat bu sanık tarafından çekilmesi nazara alındığında, yargılama dosyasına yansıyan delillere göre sanık … hakkında uzlaştırmaya tabi olan basit dolandırıcılık suçundan mahkumiyet hükmü kurulması gerekirken beraat hükmü verilmesi ve sanık … hakkında da sanık …’nun verdiği eşgal bilgileriyle örtüşmeyen atfı cürümden ibaret teşhis işleminden başka her türlü kuşkudan uzak, somut ve kesin delil bulunmadığından beraat hükmü verilmesi gerekirken mahkumiyetine hükmedilmesi,
Kabule göre de; Sanık …’ya yüklenen dolandırıcılık suçu nedeniyle, hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. ve 254. madde fıkraları gereğince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumlarının takdir ve tayini zorunluluğu, Bozmayı gerektirmiş, katılanın ve sanık … müdafisinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 02.06.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
İddianamede Gösterilmeyen Eylem Hakkında Davasız Yargılama Yapılamayacağı ve Karşılıksız Çek Keşide Etme Suçundan Açılan Davanın Nitelikli Dolandırıcılık Suçuna Dönüştürülemeyeceği
15. Ceza Dairesi 2014/7601 E. , 2016/8146 K.
“İçtihat Metni” MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık HÜKÜM : Beraat
Nitelikli dolandırıcılık suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü; 15/03/2011 tarihli iddianameyle “Karşılıksız çek keşide etme” suçundan dava açıldığı,….Sulh Ceza Mahkemesince eylemin “nitelikli dolandırıcılık” olarak nitelendirilip görevsizlik kararı verilmesi üzerine mahkemece sanık hakkında dolandırıcılık suçundan beraat hükmü kurulduğu, karşılıksız çek keşide etme ve dolandırıcılık suçlarının bağımsız suçlar olup, birinin diğerine dönüşmeyeceği ve hükmün konusunun iddianamedeki fiil olduğu gözetilmeden, iddianame kapsamı dışına çıkılarak dava açılmayan dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 225. maddesine muhalefet edilmesi, Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 31/10/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

